Post-pandemik Pazarlama #1

Gamze Şakrak
Editör
10 Haziran 2021

Pazarlama alanında meydana gelen değişimleri yalnızca sektörde bulunanlar değil, tüketiciler de net bir şekilde görebiliyor. Hatta bu değişimleri artık sektörde bulunanlar değil tüketiciler yönlendiriyor!

Covid-19 salgınından dolayı artan internet ve sosyal medya kullanımı, bu değişimin kaynağı oldu diyebiliriz. Uzun vadede yaşanacak olan bu topyekûn değişim, pandemi döneminde hızlandı ve markalar buna kısa sürede adapte olmak zorunda kaldı.

Fakat bu değişimin aynı zamanda gelişim olduğu da aşikâr!

Covid-19’un etkisindeki pazarlama mecrası için akıllara gelen birkaç soru ise şu şekilde;

• Pazarlamacılar bu yıl ve sonrasında marka oluşturmayı düşünürken, pandemiden ne çıkarmalı?
• Şirketlerin daha hızlı büyümesine yardımcı olmak için neler yapabiliriz?
• Covid-19 dönemindeki pazarlama nasıl yeniden tanımlanıyor?

Gelin, bu sorular için yazımızın ilk partında sizlere 2 yanıt verelim. Bu konuda daha detaylı bilgi edinebilmek için yazımızın ikinci partını bekleyin ve @metropoldigital’i takipte kalın!

Eski Gerçek: Pazarlama, müşterinizi tanımakla başlar.
Yeni Gerçek: Pazarlama, müşteri segmentinizi tanımakla başlar.

Markalar, yerel ve kesin terimlerle iletişim kurmalı. Bu demek oluyor ki; markalar, tüketici kitlesinin şartlarını ve tüketicilerin iletişim kanallarını iyi bir şekilde bilmeli.

Ülkeden ülkeye, eyaletten eyalete, hatta posta koduna göre dahi bir analiz şeması çıkarılmalı ve bu yol üzerinden ilerlenmeli.

Bankalar, restoranlar veya perakendeciler gibi bazı işletmeler için bu durum, iletişim mağazasını kitleye göre uyarlamak anlamına da gelebilir.

Daha detaya inecek olursak… Tüketiciler, sizden coğrafyanın da ötesinde bir pazarlama bekliyor; tüketici ile kurulan iletişimin kişisel olması bekleniyor. Yani, yaş ve cinsiyet gibi demografik bilgilerden ziyade, bireyin durumu ve değerlerine yönelik kişiselleştirilmiş bir iletişim bekleniyor.

Markanın tüketici ile kurduğu ve aslında ticaret yapmayı amaçladığı görüşmede, tüketici için kişiselleştirilmiş ve insani bir bağ kurmaya yönelik mesajlar verilmesi gerekiyor. Bu bağ, tüketicinin kendini özel hissetmesini ve sizden ikinci alışverişini yapmasını sağlıyor.

Pandeminin başlangıcından bu yana 20 ülkede 14.500 kişiyle beş araştırma yürüten EY Geleceğin Tüketici Endeksi, beş farklı tüketici grubu belirledi:

  1.  Önce satın alınabilirlik (tüketicilerin %32’si): Kendi imkânları ve bütçeleri dâhilinde yaşamak, markalara daha az, ürün işlevselliğine daha çok odaklanmak.
  2. Önce sağlık (%25): Kendilerinin ve ailelerinin sağlığını korumak, güvendikleri ürünleri gönül rahatlığı ile seçmek ve alışverişteki riskleri en aza indirmek.
  3. Önce gezegen (%16): Çevre üzerindeki etkilerini en aza indirmeye ve inançlarını yansıtan markaları satın almaya çalışıyor.
  4. Önce toplum (%15): Daha büyük iyilik için birlikte çalışmak, dürüst ve şeffaf buldukları kuruluşlardan satın almak.
  5. Önce deneyim (%12): Hayattan en iyi şekilde yararlanmak için o anı yaşamak, genellikle onları yeni ürünlere, markalara ve deneyimlere açık hale getirmek.

Eski Gerçek: Rakiplerinizle rekabet ediyorsunuz.
Yeni Gerçek: Müşterinizin sahip olduğu en son deneyimle rekabet ediyorsunuz.

Z kuşağı, hayatlarına sorunsuz bir şekilde entegre edilen teknoloji ile büyüdü. Bu da yeni kuşak tüketicilerin zaten ‘sorunsuz bir marka beklentisi’ olmasına sebep verdi.

Fakat Koronavirüs ile tanıştığımız ilk günde, dijital dönüşüm bir gecede hızlandı. Bu da, şirketlerin daha dijital bir deneyimle, kendileri için neler yapabilecekleri açısından, yaş fark etmeksizin, tüketici beklentilerinin hızla artmasına neden oldu.

Citi’nin pazarlama müdürü olan Carla Hassan, “Müşteri sorunsuz bir dijital işlemden çok daha fazlasını bekliyor. Artık şirketler kişisel verilerine sahip olduklarından, tüm müşteri yolculuğunda ileriye dönük, kişiselleştirilmiş deneyimler istiyorlar.” şeklindeki açıklaması ile durumu aydınlatmış oldu!

Müşteriler, bir marka ile tanıştığı ilk andan itibaren, markanın onları tanıyor olmasını bekler. Doğru veri ve teknolojinin temelini kullanan bir marka, tüketicilerin en yakın arkadaşı bile olabilir!

Toparlamak gerekirse şöyle özetleyebiliriz:

Bir markanın rakibi aslında diğer markalar değil.
Bir markanın rakibi, tam olarak tüketicileri!

Paylaş

Benzer Yazılar

Futbol ve Reklam: Birlikteliğin Gücü

Futbolda normal sezonun bitmesinin ardından gözler takıma yapılacak takviyelere çevrilir. Kulübün, medyanın ve taraftarın etkin...

8 Temmuz 2023

Netflix: Sinema ve DVD Alışkanlıklarını Değiştiren Devrimci Platform

Herkesin sinemalara gittiği, DVD satın aldığı bir devirde Netflix nasıl tüm alışkanlıkları değiştirdi? 1997 senesinde,...

2 Temmuz 2023

Devrimin Habercisi: Apple Vision Pro

Yapay zekanın hayatımıza etki eden birçok noktasından bahsettik. Chat-GPT, oyunlar vs. derken bir de yapay...

6 Haziran 2023

Beraber Çalıştığımız Markalar

Bi' merhaba deyin

E-posta gönderin veya iletişim formumuzu doldurun.
Size en kısa zamanda dönüş yapalım.

İletişim formu